HANIRMAK YAYLASI
Merhum Sabri BAKKALOĞLU’nun Karadeniz kadınlarının yaşamını ve çilesi ile Hanırmak yaylasını anlatan bir şiiri.
Hanırmak yaylasından sizlere bir şeyler anlatayım,
Çocukluk günlerimi anlatmak isterim,
İkindi sıraları pegelerde yatayım,
Hartoma örtelere bol halaz takırdarken.
Çayirlarun etrafı duvarlarla çevrili,
Gözlerun dalar seyre çıçekleri yeşili,
İnekler, buzağılar her biri bir sevgili,
Geluyurler yaylımdan akşam güneş batarken.
Babalar gurbettedur, analarumuz işte,
Saadetmi? Ne gezer bu hayat, bu gidişte,
Simarlardan baş verdi sığır sürüsü işte,
Geçerdi günlerumuz çelik çomak oynarken.
Çobanun çatlak sesi duyulurdı derinden,
“Elaside Simarlar” bağırurdı erkenden,
Yabancı bir kelime kullanmak bilmem neden?
Yakışmaz Şinekliye güzel Türkçesi varken.
Fidefter oyununu severdum daha fazla,
Aşikiyum adeta bu yaşta bile hala,
Zevkine doyulmayan bir varluktur ki yayla,
Ben şimdi o günleri yaşayırum yazarken.
Simarlarda yakındı yayladakı evumuz,
Oynarken duyulurdi her taraftan sesumuz,
Funduk ağaçındandı çelik ve değneğumuz,
Hayalumuzda oyun uykulara dalarken.
Bu kimdur? soranlara “Çakirinanin oğli”
Kenduni tanıtmanun budur kesturme yoli,
Babamuzun ismini bilen yok, gurbette adı “OF”li,
Çocuklar yetim gibi babaları yaşarken.
Bazen çoban haykırur “Elaside Berances”
Duyulan bu sözleri anlar bilurdi herkes,
İşitilmezdi başka ne konuşma, ne bir söz,
Sığırları nahira koşa koşa katarken.
Elliyedi senedur yaylayı göremeduğum,
Kaymak kuymağini çoktandur unuttuğum,
Ekmekle zagudayı ısırarak yeduğum,
Bunlardur yazılacak o günleri anarken.
Akşam üsti anamuz sırılsıklam gelurdi,
Mutlaka elma, armut bir şeyler getururdi,
Bizi görünce, okşar gülerdi, sevinurdi,
Koca varken koca hasretine yanarken.
İşi başından aşkın çocuklarına bakar,
Her halınde mevcuttur namus, haysiyet, vakar,
En ufak bir hataya düşerim diye korkar,
Geçurur günlerini Allah’ına taparken.
Usanmiştur bikmiştur kocasuz geçinmekten,
Senelerce mahrumdur, sevmek ve sevilmekten,
Ne anlaşilur bilmem böyle bir evlenmekten,
Genede sezdurmezler içleri kan ağlarken.
Hem hamal hem amele o mubarek kadunlar,
Böyle iken beş vakit namazi birakmazlar,
Soru sual görmeden cennetluk olacaklar,
Elbetteki bunlardur mahşer yeri kaynarken.
Akbini sepetlerde taşır durur tarlaya,
Folil yapma zamanı sıra gelur helâya,
Necaseti yuklenur geturur, bak belaya,
Ağiz, burun sarılı bu işleri yaparken.
Yazduklarum herkesce bilinen bir hakıkat,
Kadin bu işkenceden kurtarılmalıdur elbet,
Bununda tek çaresi bana kalursa hicret,
Yeter kapansun bu dram, selam sevgi sunarken.
Sabri BAKKALOĞLU (1968)